Ocak / Kelimelerin Dünyasına Yolculuk

Düşünce Yorum Kültür Edebiyat Genel Kültür

Bu kez size ocak kelimesini anlatmaya geldim arkadaşlar. Evet biliyorum yılın ilk ayı olan ocak ayını geride bıraktık ama zaten benim anlatacağım ocak o ocak değil. Bu ocak, içinde ateş yakılıp üstünde yemek pişirilen bir ocak.

Ben küçükken bir evin olmazsa olmazı hep kapısıdır diye düşünürdüm. Hala da fikrim çok değişmedi ama geçen yıllar bana kapıya eklemem gereken  başka şeylerin olduğunu öğretti. Ocak bunlardan bir tanesi mesela. Hani annelerimiz yemek yaparken ateşin yandığı ve üzerine kap kacak koyduğumuz yer var ya işte benim anlamı üzerinde duracağım ocak bu.

Bu kelime de öyle durduk yere gelmedi aklıma. Bu ayda bu kelimeyi seçmem için çok önemli sebeplerim oldu. Mesela etrafta çok fazla evlere yemek sipariş eden insan görünce beni aldı bir merak. Acaba o türlü kağıtlara sarılan, çeşit çeşit plastik kaplara konulan yemekler annelerimizin mutfaklarda ocakları başında pişirdikleri yemeklere benziyor mudur? İçlerinde her şeyin doğalından, bizim sağlıklı büyümemiz için sebzelerin, meyvelerin en vitaminli en besleyici yerleri de olsun diye emek veriyorlar mıdır? O kavanoz kavanoz yapılan turşuların, domates salçalarının yerini minik paketlerin içine sıkıştırılmış soslar alabiliyor mudur?

Sanmam.

Anneler eşi ve çocukları için besmeleyle girer şifa olsun diye dualarla yapar yemeklerini, sevgisini katar içine. Hatta bazen sıcak yaz günlerinde tencerenin başında uzunca beklemesi gerekir ve o da pişer yemekle birlikte. O leziz yemeklerin koca bir aileyi aynı sofrada buluşturacağını bildiği için annelere bunların hiçbiri zor gelmez. Pişer de bazen parmak ucu da yanar ama sonunda o gülen yüzleri görmeye değer hepsi.

Ocakta pişen sıcacık bir tencere yemek deyip geçmemek gerek. Bizim kültürümüzde aile sofraları hep iyileştirmesiyle, toparlamasıyla bilinir. O yüzden hazır alınıp yenilen şeylerde aynı tat ve huzur olmaz. Ben de dedim ki, iyisi mi bu ay arkadaşlara ocak ne demekmiş onu anlatayım.

Eski Türkler de ateşi tüten ocağa önem verirlerdi. Ocak, giderek aile yaşamını da içine alacak bir anlam kazanmıştır. Evet bazen hane, ev, yuva anlamına gelen ocak bir aileyi de ifade edebilir. Bir felaketle karşılaşan kişinin “ocağı söndü” denmesi de çok anlamlıdır. Kişinin ailesini kaybedecek kadar çok üzüldüğü büyük bir olay yaşaması sonucu söylenir bu deyim. “Ocağı tütmek” deyimi de soyu devam etmek, yaşamını sürdürmek anlamına gelmektedir.

Ocak, toplumuzda genellikle kadının annenin yeri olarak tanımlanır. Sadece aileyle de anılmaz ocak. Anadolu’nun pek çok yerinde halk hekimlerine “ocak” adı verilmektedir. Ocak inancının merkezi Orta Asya’dır. Bir hastalık için şifa ilmiyle uğraşan aileyi “ocak” kelimesi tanımlamaktadır. Bir ailenin tedavi ile meşgul olan fertlerine de “ocaklı” adı verilir.

Ocak ile ilgili bu kadar çok bilgiden sonra bizim asıl üzerinde durduğumuz kısma gelecek olursak, esasen bu sözcüğün kökeninde “üç ok” vardır arkadaşlar. Ateşin üzerinde birleştirilen üç oka asılan tencere ilk ocakları oluşturuyormuş. Zaman içinde üç ok, oçok diye diye söylenen sözcük, günümüze de ocak olarak gelmiş.

Kelimelerin kullanıldığı yere ve yaşadığı zamana göre türlü türlü anlamları oluşmuş. Ocak da öyle zaman içinde ne çok anlama gelmiş. Biz şu anki evlerimizde, mutfaklarımızda kullandığımız haliyle düşündüğümüzde büyüklerimizin sözüne kulak verelim derim. Çünkü onlar bir evin ocağı tütüyorsa yani orada yemek pişerse hayat var, aile var, huzur var derler. Bence de çok haklılar.

Yorum Ekle

Sesini Yükselt!

Yorumunu Herkesle Paylaş En Çok
Beğeni Alan Yorum En Üstte Yayınlansın.

Yorum yapabilmek için giriş yapınız
Henüz hiç yorum yapılmadı, ilk yorumu yapan sen ol!