Ekmek / Kelimelerin Dünyasına Yolculuk

Düşünce Yorum Kültür Edebiyat Genel Kültür

Arasına pek çok şey koyduğumuz
Çorbaya doğrayınca doyduğumuz
Her şeye katık etmeyi sevdiğimiz
Sofraların vazgeçilmezidir ekmek.

Tadından çok kokusuyla mest olunur
Ufakların dilinde “eppek” diye duyulur
Ramazan’da adı pidelere dönüşür
Karnı acıkıp ucundan koparan çocuksa
Eve varana dek yemesi adetten sayılır.

Yere düşse öpülür
Baş üstüne koyulur
Çantada, poşette gezdirilmez
Bel üstte taşınır.

Ekmeğin neyden yapıldığını kime sorsam herkes bilir. Hemen hemen hepinizin çabucak “ondan kolay ne var, un, su, tuz elbette” dediğini duyar gibiyim. Peki ya doğum tarihi? 

Yani ekmeğin sizce yaşı kaçtır? Onu da hemen bilin bakalım da göreyim. Hemencecik bilemeyebilirsiniz ama onun için de mutlaka tahminleriniz olur. Ben sizin yerinize epey bir araştırdım. Sizi de çok meraklandırmadan hemen diyeyim. 

Çok eskilere dayanıyor ARKADAŞLAR. Taaaaa Cilalı Taş Devri... Düşünebiliyor musunuz? İnsan buğdayı bulmuş ama onu ekmek kıvamına getirene kadar aradan ne kadar çok zaman geçmiş. Önce buğdayı kavurarak tüketmişler. Sonra o hali de sert gelmiş olmalı ki taşlar arasında kırıp ufalamışlar. Un haline gelince de ardından su katıp elde ettikleri hamuru yassı bir taş üstüne koyarak pişirmişler. Hamura şekil verme fikrinin ortaya çıktığı zamanlarsa ondan çok sonra gerçekleşmiş. İlk kez unun elenmesi ve hamurun toprak kaplarda yoğrulmaya başlanması Mısır’da olmuş. Ekmeğin özel fırınlarda pişirilebilmesi işi de Babilliler’e kalmış. 

Peki ilk maya, yani ekmeğin öyle pofur pofur kabarmasını sağlayan şey nasıl bulunmuş derseniz de rastlantı olmuş. Gerçekten, şaka yapmıyorum. Mısırlı bir fırıncı önceden yoğurup unuttuğu bir parça hamuru yeni hazırladığı hamura katınca ekmeğin bu haliyle çok daha lezzetli olduğunu fark etmiş. Ve böylelikle maya bulunmuş. Bu lezzetli ekmekler uzun bir süre soyluların ve sarayın simgesi olmuş. Mayalı ekmekler o kadar değerlenmiş ki, Eski Mısır’da para yerine bile kullanılmış. 

Derken ekmeğin namı tüm dünyaya yayılmaya başlamış. Ekmek o kadar vazgeçilmez bir yer edinmiş ki, kimi zaman halkı memnun etmek için ekmek dağıtılır olmuş. 

O kadar eski zamanlarda bile 72 çeşit ekmek üretiliyormuş. Günümüz fırınların ve pastanelerin temeli de böyle atılmış.

Sadece farklı kültürlerde değil, dinler için de ekmeğin yeri hep üstün görülmüş arkadaşlar. 

Bursa’nın fethinde Orhan Gazi fermanında ekmeğin üzerine titriyormuş. 

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’a tayin ettiği Hızır Bey Çelebi’nin ilk icraatıysa ekmekçi esnafları için olmuş. Ekmek çıkarılan ocakların temizliği, hamura hile karıştırılmaması, çıkarılan ekmekten hiç kimsenin şikayetçi olmaması en başta istenilen şeyler olmuş. 

Sultan Beyazıd’ın 1502’de çıkardığı fermanda yer alan bir maddede de şöyle yazıyormuş:

“Değirmenciler gözlene! Değirmende tavuk besleyemeler ki halkın ununa ve buğdayına zarar etmeye!” Koskoca Sultan halkın yiyeceği ekmeğin içine girecek en ufak şeyden bile sorumlu tutuyor kendini. Bu ne büyük bir saygıdır düşünsenize.

Büyüklerimiz de bizlere nimete saygıyı öğretirken hep ekmekle başlatır bu adabı. Ekmeğin çok büyük uğraşlar sonucu evlerimize, oradan sofralarımıza geldiğini düşünecek olursak bu gösterilen saygının anlamını daha iyi anlarız.

Ekmeğin bereketini, sabahın erken saatte yapılmasına da bağlayanlar var. Doğru, henüz herkes uykudayken hava zifiri karanlıkken fırınlarda ustalar çoktan işe koyulmuştur, o günün ekmekleri çoktan tezgâhlarda yerini almıştır bile. 

Ama beni daha çok etkileyen şeyi paylaşmak istiyorum sizinle. Madem kelimelerin üzerinde durup düşünmek için bir çabamız var. Öyleyse ekmeğin yaşadığı serüvenini de şöyle bir gözden geçirelim derim. Tohumun önce toprağa düşmesiyle başlar hikaye. Sonra çatlar kök salar, yeşillenir boy verir, başak olur. Her bir başağın içine buğdaylar yerleşir. Çiftçi gelir, onları toplar, her biri tek tek sanki yerinden yurdundan olur. Ardından ezilir, ezildikçe un ufak olur ayrılır da ayrılır. Suyla buluşunca da hamura dönüşür, pişer piştikçe ekmek olup sofralarımızı donatır. Bize de bu nimeti vereni hatırlamak kalır. Nimetin hakkını verebilmek için de bir ekmeği bölüşmek, kıymet bilmenin en güzel adıdır.

Yorum Ekle

Sesini Yükselt!

Yorumunu Herkesle Paylaş En Çok
Beğeni Alan Yorum En Üstte Yayınlansın.

Yorum yapabilmek için giriş yapınız
Henüz hiç yorum yapılmadı, ilk yorumu yapan sen ol!