Bülbüllerin şakıdığı, çiçeklerin yerini meyvelerin almaya başladığı, terliklerle sandaletlerin ortaya çıktığı mayıs ayından hepinize merhabalar canım ARKADAŞLARIM.
Bu ayki tomurcuğumuz zıp zıp zıplıyor, yerinde duramıyor. İşte karşınızdaa: Annemin Çantası.

Annemizi sevdiğimiz kadar neyi severiz ki? Onun sakinleştirici sarılmaları, mis kokulu öpücükleri, güzel kokulu yemekleri gibisi var mıdır hiç? Hem bu düşünceler aklıma üşüşünce hem de annemin ne kadar değerli olduğunu tekrar hatırlayınca karşıma bu kitap çıktı.
Sayfaları karıştırmaya başlamadan önce sevgili yazarımız Sara Şahinkanat, güzel bir eğitim öğretim hayatının ardından tercümanlık ve reklamcılık yapmış. Oğlu dünyaya gelince başladığı kitap yazma serüveni de muazzam resimli kitapları ve aldığı ödüller ile devam ediyor.
Çizerimiz Ayşe İnan da çizimlerini o kadar güzel yapmış ki, bol bol ödül ve birçok memnun çocuk gülücüğü kazanmış.

Şimdi sıra geldi şu “Süper Çanta”ya. Neyin nesiymiş acaba bu çanta? Havanın pek güzel olduğu bir vakit. İki kardeş ve onların anneleri, bir de kocaman bir çanta tabii.
Çocuk denince akla gelen çok şey var elbette. Kovalamaca oynarken etek ucunun yırtılması ya da kaydıraktan kayarken çamura düşmek gibi mesela. Ama o da ne, bu çanta sanki bir giysi deposu, temiz kıyafet robotu!
Siz tam ona şaşıradururken bir de bakıyorsunuz yeni bir problem... Çocuk denince oyunların yanında akla yaralar bereler de geliyor. Mordan yeşile dönmeye başlayan bisikletten düşme izleri, farkına bile varmadığımız çürükler...
Şimdi de o kocaman çantadan yara bantları, sargı bezleri, garip kokan merhemler çıkmaz mı? Allah Allah dedirtecek cinsten. O kadar süper ki bu çanta çocukken hiç korkasınız gelmiyor.

Koca gün geçerken olmazsa olmaz bir şey daha yaşanıyor. O da ne? E çocuklar çok koşar, çok eğlenir de acıkmaz mı? Karınlar zil çalmaya, mideler gurul gurul etmeye başlar tabii ki!..

Ama bu çok garip çantanın içinde yok yok! Kocamaaaaan çantanın içinden bu sefer sandviçler, meyve suları, çikolata parçaları çıkıyor.
Şuracıkta miyavlayıp duran yavru kediciğe bile bir kutu sütü var, harika!..

Çocuklar deniz havasını da pek bir sever. Denizde dolaşırken martıları da kendileri gibi doyurmak isterler.
İşte tam beklediğim gibi. Minik minik kuru ekmekler çıkıyor bizim süper çantadan. Martılar da çocuklar da pek bir mutlu artık.

Ama bir sorun var. Çocuklar denizin ortasında yelkensiz bir gemide mahsur kalmaktan korkarlar. Hadi süper çanta; yırtıl, açıl, kocaman ol da kurtar bizi, yelkenimiz ol...
Çocuklar püfür püfür rüzgârın yepyeni yelkeni şişirdiğini izlerken, yelkenin ardından asıl süper olan kahraman çıkıyor…

Biraz düşününce çocuk aklı işte fark etse bir çantanın ona sarılıp, öpüp koklayamayacağını. Ama çocuklar böylesi bir çantaya sarılıp öpmek istiyor. Kelimeler şiir gibi kafiyeli olunca da kitap daha bir keyifle okunuyor. Ne güzel bütün cümleler bizim kahraman annelerimizi hatırlamamızı sağlıyor.

Çantaları da yürekleri kadar büyük olan annelerimiz iyi ki varlar.
İyi ki onlar var da çocuk olmak hep çok güzel…

Sesini Yükselt!
Yorumunu Herkesle Paylaş En Çok
Beğeni Alan Yorum En Üstte Yayınlansın.
Yorum yapabilmek için giriş yapınız