Niyet ettim bu Ramazan’da sizlere “hoşaf” anlatmaya. Neden mi? Çünkü on bir ayın sultanı olan Ramazan ayının o bereket dolu sofralarında asıl olması gerken o da ondan.
Darılmaca gücenmece yok şimdi arkadaşlar, içecek dedimse akla hemen o bütün marketlerde rafları dolduran, asitli üstelik türlü türlü renkte olan şişelerdeki şeyler geliyor. Bir de çok faydalıymış süsü vererek içinde enerji olduğu söyleniyor. Heh! Ben de tam da bu yüzden bu ayın kelimesini “hoşaf” seçtim. Bakın bakalım haklı mıyım değil miyim?
Gelmesini dört gözle beklediğimiz bu mübarek ayın içinde illaki davet edilir, davet ederiz. Sofralarımız kalabalıklaşır, şenlenir, bereketlenir. Ve misafire ikramda bulunmak çok kıymetlidir. İşte o kalabalık sofralarda içecek namına başköşeye konulan şeyin ne olduğu çok mühimdir. O sofraya renk katacak olan içeceklerde birinci sırada su varsa, ikincisi “hoşaf” olmalı. Öyle üzerinde meyve resmi olan, kutu kutu şeyler ya plastik şişelerde hazır yapım rengarenk içecekler değil!
Biliyor musunuz, hoşafın da renkleri çok güzel olur. Ama o, renklerinin güzelliğini mevsim meyvelerinden alır. Bu arada büyükler hala “hoşaf” nedir “komposto” ile arasında fark var mıdır, sorularını soradursunlar birçok kaynak hoşafın kuru meyveden kompostonunsa yaş veya taze meyveden yapıldığını yazar. Ama kuru veya yaş meyvelerin bir arada kullanıldığı Osmanlı tariflerine baktığınızda “komposto” ismine neredeyse hiç rastlanmıyor. Ayrıca her türlü meyveden de hoşaf yapıldığını, meyvenin kuru veya yaş olmasının önemli olmadığını da görebiliyorsunuz.
…
Aslı Farsça olan “hoş-ab” (hoş su) diye söylenen kelime halk arasında değişerek “hoşaf” olmuş.
“Hoşaf, komposto, şerbet nasıl bulundu?” diye sorarsanız da işte onun beli bir ismi yok. Ama “Osmanlı mutfağında nasıl sunuldu ve nasıl ikram ediliyordu?” diye sorarsanız ona dair 1844 yılında basılan ilk yemek kitabı “Aşçıların Sığınağı” adlı kitapta hepsi yazıyor. Bilgilere göre çeşit çeşit meyvelerden hoşaflar yapılmış ve bu tariflere tek tek yer verilmiş. Araştırmalar bu verilerden hareketle Türk mutfak kültüründe hoşafın çok yaygın olduğunu söylüyorlar.
…
Eskiden her yemekte mutlaka “hoşaf” içilirmiş. Sebebi de içindeki meyve sayesinde ağır yemekleri hafifleştirip sindirimi kolaylaştırmasıymış.
En çok yapılanları; taze vişne, kayısı, erik ve üzüm hoşafı. Yaygın olamayan ama Osmanlı zamanında yapılanlarsa misket, böğürtlen, razaka üzümü, portakal ve nar.
Kuru meyvelerden de yapılan hoşafın en yaygın olanı günümüzde de en sık olan kuru üzüm hoşafı.
…
Sizin evde en çok hangisi yapılır? Henüz hoşafın ismini duymayanlardansanız annenize mutlaka sorun, tadını bilmiyorsanız mutlaka tadın, evde nazınızın geçtiği büyükleri tutun kolundan hoşaf yaptırın.
Osmanlı sofralarının vazgeçilmez içeceği olan hoşaf ve şerbetler bir kültür mirasıdır. Gelin bu kültürü sürdürmek için elimizden geleni yapalım ve sofralarımızı da kendi mirasımızla süslemeye devam edelim.

Sesini Yükselt!
Yorumunu Herkesle Paylaş En Çok
Beğeni Alan Yorum En Üstte Yayınlansın.
Yorum yapabilmek için giriş yapınız