Bir Bilim Tarihçisi: Fuat Sezgin

Düşünce Yorum Bilim Genel Kültür


Merhaba Arkadaşlar, bu ay sizlere bütün yaşamını zorlukların içerisinde geçiren ve her daim ülkesine yararlı birisi olmak için çalışan bir bilim tarihçimizi sizlere tanıtmak istiyorum.

Bu kişi Fuat Sezgin.

Kurtuluş Savaşı’ndan yeni çıkmış bir ülkenin durumunu az çok tahmin edebiliyorsunuzdur değil mi? Millet dağılmış kanunlar ve yaşam biçimleri yeniden şekillenmeye başlanmış. Herkes yaşanan bu zor şartlarda hayata devam etmeye uğraşırken ailesine bir umut gibi gelen bu güzel bebek 24 Ekim 1924’te Sezgin ailesinde dünyaya gözlerini açtı.

Doğduğu yer olan Bitlis çok gelişmiş bir şehir değildi, fakat ilme ve eğitime çok önem veren bir ailesi vardı. Küçük Fuat’ın babası onu yaşı geldiğinde hemen bir okula kaydettirdi. Okulu derme çatma olsa da Fuat’ın amacı da bu değil miydi zaten. Okumaya olan hevesi küçük yaşlarda başlamıştı. Karşısına zorluklar çıksa da her zaman onları aşıp milletine yararlı bir insan olmak için uğraş verdiğini daha o zamandan belli etmişti. Çok istediği ilkokuluna başlamıştı fakat öğretmenleri, çoğu buluşların hep yabancı kişiler tarafından icat edildiğini öğretiyordu. Küçük Fuat aslında bu icatların temellerini atıp icat edenlerin eski zamanlarda yaşayan Müslüman ilim adamları olduğunu çok sonra öğrenecekti.


Yıllarca bu yalan ile kandırılıp aynı dini yaşadığı insanların buluşlarda katkısı olmaması küçük Fuat’ı epeyce üzmüştü. Bu soru  zihnini hep meşgul ediyordu. Ve o günlerde bazı hedefler koymuştu kafasına. Madem çevresinde böyle buluşları yapan kişiler yoktu o zaman o kişi kedisi olacaktı.

Tam da bu fikrini oturtmuş ve çalışmalarına başlamıştı ki orta okulunu ve sonraki eğitim hayatını ona bu işin temelini atmayı öğreten babası artık yanında değildi. Babasının vefatı küçük Fuat’ı çok üzmüştü ama o hiç vazgeçmedi. Yeri geldi evinden uzakta yatılı, yeri geldi ülkesinden ayrı yaşamak zorunda kaldı, fakat kendine güveni ve amacı hiç değişmedi.

Lisede, eğitim aldığı zamanın en iyilerinden biri olan Hellmut Ritter ile tanışmasıyla ona açılacak ilk büyük kapının aralanmasına vesile oldu. 19 yaşında iken Ritter hocasının da kabulu ve kendisinin de isteği üzerine Arap Dili ve Edebiyatı bölümünde üniversitede okumaya başladı. Şarkiyat (Doğu Bilimi) bölümünde hocası ile yaptığı çalışmalar ile kendini çok geliştirdi. Üniversitede onu herkes tanıyordu. Günde 15-17 saat çalışarak öğrenebileceği her şeyi öğrenmeye çalışıyordu. Aynı zamanda Müslüman bilim adamlarının tarihi buluşlara katkıları ile ilgili yazacağı kitabının temellerini daha o günlerde atmaya başlamıştı.

Tam düzenini oturtmuşken 1960 senesinde bir darbe gerçekleşti ve 147 üniversite hocası bölümünden ihraç edildi. Bu hocalardan birisi de Fuat hoca idi. O kadar emek vererek geldiği ve okuduğu bölümünden ve üniversitesinden ayrılmak zorunda kalıyordu. Bu çok ağırdı ama kabullenmek zorundaydı. Çareyi, çalışmalarına yurt dışında devam etmek olarak buldu. Resmen senelerce çalışmalarını yaptığı ve doğduğu milletinden kovuluyordu.

Almanya’ya ve Amerika’ya üniversite katılım başvuru formları attı ve ikisi de kabul edildi. O Almanya’yı seçti ve Almanya’nın yolunu tuttu. Almanya’ya vardığında ilk işi Frankfurt’taki Johann Wolfgang Goethe Üniversitesine gitmek oldu. Bir süre daha devam etti birçok ödül kazandı. Hatta Almanya başbakanı tarafından Almanya vatandaşlığına layık görüldü. Fakat onun cevabı kesindi, sadece doğduğu ülkeye ait olmak istiyordu. Bir süre daha Almanya’da işinde devam ettikten sonra orada tanıştığı Ursula Hanım ile evlendi. Çiftin 1970 yılında bir de kızları oldu. Adını da Hilal koydular. Bu yoğun iş çalışmaları arasında minik kızı da ona umut veriyor, moral kaynağı oluyordu.

Sonunda beklediği fırsat ayağına geldi. Almanya’da kuracağı müzeyi İstanbul’da kurmasını istediler ve Fuat Hoca bu teklifi tabii ki kabul etti. İstanbul’da açtığı müze ve devamında bütün Türkiye’yi etkileyen çalışmaları ve yazdığı kitaplar ile herkese ilham kaynağı oldu.

Alınmadık ödül, yüzeye çıkarılmamış gerçek bırakmayan Prof. Dr. Fuat Sezgin 30 Haziran 2018 yılında 93 yaşında hayat gözlerini yumdu.

Duam o ki, sizlere tanıtmak için kaleme aldığım Fuat hocanın hayatı gibi bir yaşantımız olur bizim de. Onun gibi bizler de pes etmeden, doğrudan şaşmayan, vatanımız için faydalı olabilmek için uğraşan birer genç oluruz…

Yorum Ekle

Sesini Yükselt!

Yorumunu Herkesle Paylaş En Çok
Beğeni Alan Yorum En Üstte Yayınlansın.

Yorum yapabilmek için giriş yapınız
Henüz hiç yorum yapılmadı, ilk yorumu yapan sen ol!