Cüneyd Suavi'den Bilmeceler / Otomatik Perdeler

RESİMLEYEN: OSMAN SUROĞLU

Canlılar Âlemi Düşünce Yorum Bulmacalar İslamiyet Çevremiz Felsefe Genel Kültür

Arkadaşlar şimdi soracağım bilmeceyle sizi mahvedeceğim. Bir ay düşünseniz bile onun cevabını bulamayacaksınız.

Hatta bu nedenle kâbus görecek olsanız bile, en sonunda kârlı çıkacaksınız.

Şimdi hayal edin bakalım:

Güzel bir bahçe içinde, ‘dubleks’ adı verilen 2 katlı bir evde yaşıyorsunuz. Odanız da üst katta bulunuyor. Eviniz ‘doğuya ve güneye’ baktığı için, bütün açık havalarda bol bol güneş alıyor.

Herkesin bildiği gibi, çok güneşli havalarda pencerenin perdesini (belki kısmen, belki de tamamen) kapatır, ışığa ve sıcaklığa ihtiyaç duyunca tamamen açarsınız. İşte bu zor bilmecem de perdelerle ilgili.

Hazırsanız soruyorum, çok dikkatli okuyun:

...

YATTIĞINIZ BU ODAYA ÖYLE BİR PERDE SEÇİN Kİ, İLKBAHARDAN SONRA SICAKLAR GİTGİDE ARTARKEN, PERDELER DE YAVAŞ YAVAŞ KAPANMAYA BAŞLASIN. FAKAT YAZ MEVSİMİ GELİP ODANIZA GİREN GÜNEŞ IŞINLARI ARTINCA, (YANİ KAVURUCU SICAKLAR BAŞLAYINCA) TAKTIĞINIZ BU PERDELER SİZ BİR ŞEY YAPMADAN KAPANIP IŞIĞI VE SICAĞI İÇERİ SOKMASIN. BÖYLELİKLE ODANIZ SERİN KALSIN.

FAKAT HAVALAR SOĞUYUP, GÜNEŞ IŞIĞINA İHTİYAÇ DUYULUNCA, BU PERDELER OTOMATİK BİR ŞEKİLDE AÇILSIN VE ODANIZA BOL BOL GÜNEŞ IŞIĞI GİRSİN. BÖYLELİKLE ODANIZ DAHA DA ISINSIN VE ISINMA MASRAFLARINIZ AZALSIN.

Fakat bu bilmece için ‘ÇOK ÖZEL’ bir şartım var:

Seçtiğiniz o perdeler ‘tamamen otomatik’ çalışmalı. Yani onlara ‘dokunmak’, bir sopa yardımı ile ‘sağa sola çekmek’ tamamen yasak. Bir ‘kumanda’ âleti kullanmak da öyle… Zaten bilgisayarları asla düşünmüyoruz. Çünkü onları kullanmak, yüz kere yasak…

Şimdi mahvoldunuz işte, hapı yuttunuz!

Bu bilmecenin cevabı çok zor olduğu için, cevaba geçmeden önce, onu tekrar okumanızı öneririm. Çünkü soru tam olarak anlaşılmazsa, onun cevabını asla veremezsiniz.

İsterseniz yenilgiyi hemen kabul edip top oynamaya gidin. Fakat bilmeceden maksat, ‘en kestirme yoldan’ bir şeyler öğrenmektir. Bu nedenle kaçmak, geçerli bir çözüm değildir.

Bu cevabı bir saat içinde bulanlar, kesinlikle bir ‘Bilmece Canavarı’dır. Ve bütün bilmeceler onlar için kolaydır.

Bu kardeşlerimi gönülden tebrik ediyorum.

Diğer kardeşlerime de sabırlar diliyorum.

Şimdi hep birlikte cevaba göz atalım mı?:

 

BİLMECEMİZİN CEVABI

Bilmeceyi çözemeyen kardeşlerim için bir ipucu vereyim ve o perdenin ne olduğunu söyleyeyim:

İşte ipucu:

Eviniz bahçe içinde, üstelik de birinci katta olduğundan, elinizi pencereden biraz çıkarttığınızda bahsettiğim perdelerden çok nefis meyveler kopartabilirsiniz.

“Tamam! Şimdi bulduk!” sesleri duyuyorum.

Evet evet! Ağaçlardan bahsediyorum!..

Daha önce ağaçlara: ‘meyve ve oksijen fabrikası’ diyorduk. Bu bilmece sayesinde o muhteşem canların bir de ‘perde’ görevini üstlendiğini gördük.

Evinizin güneş gören pencereleri önüne birkaç tane meyve ağacı dikerseniz, onlar size ‘otomatik bir perde vazifesi’ görecektir. O ağaçlar kış gelince yapraklarını dökerek odanıza daha fazla güneş ışığının girmesine izin verirler. Böylelikle odanız daha da ısınır.

Peki ya ilkbaharda?

İlkbahara doğru havalar gitgide ısınır. Fakat ilk aylar ‘biraz serin’ geçtiğinden, çok fazla gölgeye ihtiyacımız yoktur. Bu yüzden yaprak sayısı fazla değildir. Yani ağaç o aylarda bize ‘yarı gölge’ yapıp hafifçe serinletir. Fakat temmuz ayına girmek üzereyken, yaz sıcakları aniden bastırır. Ve herkes ‘koyu bir gölge’ arayıp dururken, ağaçlar yaprakla dolup insanları güneş ışınlarından korur.

Kış gelirken ‘aynı döngü’ tekrarlanır elbette…

Kısacası birçok ağaç ‘otomatik perde gibi’ çalışır.

Fakat dikkat edin ‘birçok ağaç’ diyorum. Çünkü bütün ağaçlar yaprağını dökmez. Yani otomatik bir perde olarak çalışmaz.

Eğer bilmecemizdeki ağaç perdelerden istiyorsanız, pencerenizin önüne çam ve farklı türlerini dikmeyin! Eğer Malta eriği ve mandalina seven varsa ya da manolya kokusu hoşunuza gidiyorsa, bunlardan da kaçınmanızı öneririm. Çünkü bu ağaçlar ‘yaz-kış’ yeşil kaldıkları için size bütün yıl boyunca gölge yaparlar. Bu durum yaz mevsiminde hoşunuza gider ama, kış mevsimi yaklaşırken, güneş ışığından veya onun sıcaklığından mahrum kalırsınız.

Sizin yerinizde olsam pencerelerin önüne elma, kiraz, dut veya erik ağacı dikerdim. Ama asla incir ağacı değil. Bu ağacın yaprakları yaz sonunda dökülse de, ağacın kökleri bütün binayı sarabilir. Hatta temel taşlarını bile çatlatabilir. Tuvalet ve mutfakların pis sularını akıtan bütün kanalları tıkayabilir. Hatta o incecik kökler, duvar boşluklarından yukarı tırmanıp, döşeme kaplamasını yerinden sökebilir. Eğer bahçenizde incir ağacı isterseniz, (benim yaptığım gibi) o ağacı evinizden en uzak noktaya dikmelisiniz.

Tekrar perdelere dönelim isterseniz.

Bazı hanımlar, mutfağında ‘meyve desenli’ perdeler kullanır. Elbette ki buna bir itirazımız yok. Fakat şunu da düşünmek gerekmiyor mu?

Bizler pencere önüne meyve ağacı dikersek, o meyvelerin ‘aslını’ yeme şansı buluruz. Bu tür perdeler, diğer perdelerden ‘daha besleyici’ değil mi?

Bu arada aklınıza şu soru gelebilir:

“Otomatik perdeler gerçekten güzelmiş. Fakat yüksek binalarda oturan insanlar bunu nasıl yapacak?”

En fazla üçüncü katta oturan insanların ‘biraz’ şansı olabilir. Onlar evin yakınına (güneş gören kısımlara) çınar, ıhlamur ve kestane ağacı dikerlerse, uzun boylu bu ağaçlar, bekledikleri faydayı onlara verebilir.

“Peki, daha üsttekiler ne yapar?” diyorsanız, ben de kendilerine sabır dileyerek: “Onlar için yapılacak bir şey yok.” derim.

Zaten apartmanların nesi güzel ki?..

Yorum Ekle

Sesini Yükselt!

Yorumunu Herkesle Paylaş En Çok
Beğeni Alan Yorum En Üstte Yayınlansın.

Yorum yapabilmek için giriş yapınız
Henüz hiç yorum yapılmadı, ilk yorumu yapan sen ol!