Herkese yeni bir yılın yeni bir ayından merhaba arkadaşlar. Bu ay sizlere gezginliği, seyyahlığı ve gezip gördüğü yerlerde yazdığı kitaplarıyla tanıdığımız Evliya Çelebi’yi tanıtacağım.
25 Mart 1611 yılında İstanbul’un Unkapanı semtinde doğdu. Eğitimini mahalle mektebinde yaptı. Ardından medreseye gitti ve 7 yıl öğrenim gördü. Aynı zamanda musikiye yani müziğe ilgisi oluştu ve Kur’an okumaya da hevesi vardı. Bu yüzden hem musikî öğrendi hem de mektebi dışında özel hocalarından Kuran-ı Kerim dersleri aldı ve genç yaşta hafız oldu.

Öğrenimini artık bitirmişti. Bir gün Ayasofya Camii’nde okuduğu mukabele sırasında IV. Murad’ın caminin önünden geçerken onun çok güzel Kur’an okuduğunu gördü ve onu kendi iradesi ile saraya aldı. Kısa sürede halkın ve padişahın beğenisini toplamıştı ve artık insanlar onu tanıyordu.
Fakat bu yeteneklerinin yanında yapmak istediği başka şeyler de vardı. Şimdi haklı olarak diyeceksiniz ki, seyyahlığı nereden geliyor? Onu da hemen açıklayayım: Babası hali hazırda kuyumcu olduğu için dükkana uzak yerlerden gelen kişiler olurdu. Tezgâha göz kulak olduğu vakitler bu gelen kişilerin çoğunun anlattığı hikayeler o yaşta çok ilgisini çekerdi. Müşterilerin gezip gördükleri yerler ile alakalı hikayeleri dinlerken Evliya Çelebi daha küçüklükten aklında oralara gidip gezme isteği oluşur ve hayaller kurardı. Ancak babası bu hayallerine pek sıcak bakmıyordu. Bu sebeple ilk seferini babasından izinsiz yapmıştı. Eve 35 gün sonra döndü. Babası onun bu tutkusunu görünce daha da engellemek istemedi ve cihanı diyar diyar gezmesine izin verdi.

Bu şekilde ilk önce İstanbul içi, sonra Bursa, derken yurt dışı gezilerini yaptı. Yabancı ülkelere giderek oraları gezdi. Yolculukları sırasında pek çok sefer haber götürmek için İstanbul’a ve başka yerlere de gitmesi gerekti.
Bir gün rüyasında Peygamber Efendimiz (s.a.v) ve ashabını sohbet ederken görünce yanına gidip elini öptü. O’na (s.a.v) tam “Şefaat ey Allah’ın Resulü” diyecekken yanlışlıkla “Seyahat…” dedi ve uyanır uyanmaz rüya yorumlayıcısı Abdullah Dede diye bir alim kişiye gitti. Ona rüyasının anlamını sorunca o şöyle dedi:
İlk önce İstanbul’u sonra diğer şehirleri, ülkeleri gez, dolaş. Notlar al ve seyyah ol. Gezip gördüğün yerleri herkese anlat.

Böylelikle Mısır ve Balkan ülkeleri olmak üzere ve pek çok şehre gitti. Oradaki gezilerinden alıp öğrendiği bilgileri insanlar ile paylaşmak ve herkese rehber olmak için yazdıklarını bir kitap haline getirdi. Ortaya 10 ciltlik Seyahatname eseri çıktı. Bu eser hem Türkler için hem de yabancı ülkelerdeki insanlar için iyi bir bilgi kaynağı oldu. İlerleyen yıllarda Osmanlı topraklarında başkalarının da onun izinden gitmesi için çok güzel bir hazine bırakmış oldu.

İşte Evliya Çelebi’nin bu heyecan ve macera dolu 50 yıl sürecek olan seyyahlık ve yazarlık kariyerinin ilk adımları böyle atılmış oldu. Ve günümüzde de hala bizlere yazdığı eseriyle ışık tutmaya devam etmekte ve hayalinin peşinden gitmek isteyen herkese de örnek olmaktadır.

Bizler de onun ayak izlerini takip ederek gezdiği yerleri, edindiği bilgileri okuyup, yıllar öncesinden bize aktardığı şeyleri ve kendini başka âlemlerle tanıştırma isteğini daha iyi anlayabiliriz.
Sesini Yükselt!
Yorumunu Herkesle Paylaş En Çok
Beğeni Alan Yorum En Üstte Yayınlansın.
Yorum yapabilmek için giriş yapınız